07 Mayıs 2026
  • İstanbul21°C
  • Ankara14°C

Hareketin Tozu ve RO-RO Devriâlemi

Kitabın adı, “Olaylar tozdur” diyen Fernand Braudel’den alınarak konuldu. İçerik ise tarafımca kaleme alınmış, yaklaşık 30 yıl öncesine giden günlük Dünya Gazetesi yazılarımdan derlendi.

Hareketin Tozu ve RO-RO Devriâlemi

07 Mayıs 2026 Perşembe 09:33

Bugün dijitalleşme, yapay zekâ ve yeşil dönüşümü konuşuyoruz; ancak o günün oldukça kritik gündemleri olan kapı kuyrukları, geçiş belgeleri ve tonaj tartışmaları, dönemin temel başlıklarıydı. Bu yönüyle dönemin ruhunu yansıtır.

Kitabın önsözünde de belirttiğim gibi: Yüzeyde bir TIR kuyruğu, bir sınır kapısındaki bekleyiş ya da bir tonaj tartışması görülür; oysa hareket, coğrafyanın, ticaret yollarının, üretim biçimlerinin ve zihniyet dünyasının güçlü akışında yaşanır.” Sınır kapılarında oluşan bir kamyon kuyruğu, bazen bir ülkenin yönünü gösterir. Bir şirket satışı ise sektörde bir dönemin kapanıp yenisinin açıldığını haber verir.

Şoförlere adanmış bu kitap, Eylül 1980de başlayan ve Ağustos 1988e kadar devam eden İran-Irak Savaşı’yla ivme kazanan bir sektörün ikinci dönemine denk gelmektedir. Savaşın ilk yıllarında emekleme devresinde olan Türk taşımacılık şirketleri, bombalar nedeniyle günlük yaşamı sekteye uğrayan İran ve Irak’ın neredeyse tüm gereksinimlerini karşılamak üzere, bu ülkelere harıl-harıl yük taşıyordu.

Fabrikaları, limanları ve yolları bombalanmış iki ülke birbirini yok etmeye kararlı bir şekilde savaşırken, Türkiyenin limanları, yolları, kapıları ve araç filosu bu ülkelerden gelen taşıma talebini karşılayamaz durumdaydı. Dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren, nakliyecileri sık sık uyarıyor, limanlardan yollara taşan malları kastederek, Eğer bunları siz taşımazsanız, cemselerle ben taşırım” diyerek işleri hızlandırmaya çalışıyordu.

O dönemin taşımalarından çokça hikâye çıkar. Marmaradan Karadenize, Egeden Akdenize kadar bütün limanları, hatta iskeleleri bile İran ve Iraka giden mallarla dolan Türkiyede taşımacılık ciddi bir iş kolu haline gelmeye başladı. Yeni araçlar alındı, limanlara yatırımlar yapıldı, yollar yenilendi ve genişletildi. Bazı kapılarda dernekler yenileme yatırımları yaptı.

Örneğin 1986 yılında UND, Habur Sınır Kapısı’nın yenilenmesi için bir girişim başlattı ve bunu sonuçlandırdı… Daha sonraki yıllarda yine UND ve TOBB tarafından diğer bazı kapılarda da yenilemeler yapıldı. Bu süreçte yaşanan güncel krizler ve olaylar UNDnin Sesi Dergisi aracılığıyla kamuoyuna duyurulmuş ve kayıtlara geçmiş bulunmaktadır.

İşte bu kitapta yer alan yazılar, sektörün üçüncü döneminden bir zaman kesitini kayıt altına alırken, daha önce Aysberg tarafından yayınlanan Saffet Ulusoy imzalı makalelerden oluşan Ben Demiştim, sektörün daha çok ikinci dönemine, daha sonra yayınlanan Böyleyken Böyle ise yine üçüncü dönemine ilişkin yazılardan oluşmaktadır. Özellikle bu dönemde, sektörün gelişimine paralel olarak birden çok yayın ve dernek daha aktif şekilde çalışmış, kayıt tutma kültürü güçlenmiştir.

Henüz baskı sürecinde olan RO-RO Devrialemi – Kamyonlar Gemide” başlıklı diğer bir kitap ise yolların kapandığı, kuyrukların uzadığı ve karayolunun zorlaştığı bir döneme ilişkin yazılardan oluşuyor. Kitap, uluslararası taşımacılıkta ağırlıklı olarak RO-RO’nun kullanıldığı ve taşımacılıkta dönüşüm sürecini anlatır. Nakliyecilerin temel kaygısı her zaman tekerleklerin dönmesiydi; ancak yolların kapanmasıyla birlikte hareketin denizle birleştiği bir RO-RO dönemi doğmuştur. Böylece RO-RO, intermodal sistemin temel unsurlarından biri haline gelirken, taşımacılık da kara ve denizi birleştiren yeni bir evreye taşınmıştır.

Kayıt medeniyettir” ve bu kitaplar; gelecek dönemlerin akademik çalışmalarına, sektörün penceresinden bir katkı, bir dip not sunabilirse ne mutlu…

İlker ALTUN
[email protected]

Kargohaber Dergisi (Sayı:328)

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON DAKİKA